R

 

S

-sabırsızlıkla beklemek: be dying for / to do something (to be extremely eager to have or do something)

“I am dying to see Duman live on stage for the third time!”

(Dumanı sahnede canlı görmeyi sabırsızlıkla bekliyorum!”

-sakar olmak: be all thumbs (be very awkward with your hands)

“Can you help me with the dishes? I am all thumbs today.”

(Bana bulaşıkta yardım edebilir misin? Bugün sakarım da.)

-samimiyetsiz, alaylı: tongue-in-cheek (speaking or writing in an ironic or insincere way)

“The people in the meeting were not happy with Jane’s tongue-in-cheek talk.”

(Odadaki insanlar Jane’in samimiyetsiz konuşmasından mutlu değillerdi.)

 -ser verip, sır vermemek:  keep under one’s hat (to keep something secret)

“Ayşe and Ali kept their promotions under their hats, but we heard them from their new assistants.”

(Ayşe ve Ali, terfileriyle ilgili ser verip sır vermedi ancak bir bunu yeni asistanlarından öğrendik.)

 -bir söylentiyi duymak, bir şeyin kokusunu almak: get the wind of something (to learn about a plan, secret,  or a piece of information.)

“If Sue gets wind of Mike’s love affair, he will be in trouble.”

(Sue, Mike’ın akş kaçamağının kokusunu alırsa, Mike’ın başı belaya girecek.)

 

Ş

 

 

T

-tepesi atmak, çok sinirlenmek: hit the ceiling (to become very angry)

“Veli hit the ceiling when he learned Ayşe walked out on him.”

(Veli, Ayşe’nin onu aldattığını öğrendiğinde çok sinirlendi.)

 

U