M

-meydana çıkarmak: bring something to light (discover sth. or make sth. public)

Her story brought the problems about homeless people to light.”

(Onun hikayesi evsiz insanların problemlerini meydana çıkardı.)

-mızıkçı, tatsız kimse: wet blanket (a dull or boring person who spoils the happiness of others)

“Ken is a wet blanket. He is never happy with others’ success or life style, and he makes them feel bored.”

(Ken, tatsız birisidir. Başkalarının başarısı ya da yaşam şeklinden hiçbir zaman mutlu olmaz ve onların da canını sıkar.)

 

N

-nalları dükmek, ölmek: kick the bucket (informal) (to die)

“Mary didn’t like her grandmother, so she was happy when she kicked the bucket last night unexpectedly.”

(Mary büyükannesini sevmiyordu, bu yüzden dün gece aniden nalları dikince mutlu oldu.)

 

O

 

 

Ö

 

P

-parayı sökülmek; ödemek: fork over (to pay or give money for something, especially when you do not want to)

“Hakan forked over the money his wife used for her make-up and new hair.”

(Hakan, eşinin yeni makyajı ve saçı için parayı söküldü.)

protesto etmek; olay çıkarmak:  raise a stink (to make a strong public complaint)

“The workers stopped working last night and raised a stink against low pay.”

(İşçiler dün gece çalışmayı bıraktılar ve düşük ödemeleri protesto ettiler.)